Bilen ile lokantacıları konuştuk A + A – Lokantacılar Odası Başkanı Bahar Bilen ile lokantacılıkla ilgili bir röportaj gerçekleştirdik.

safe_image

Lokantacılar Odası Başkanı Bahar Bilen, “Bizde ‘vatandaş ucuz yesin’ mantığı var. Öyle olunca alternatif ürünlere yönelme oluyor ve insan sağlığı tehlikeye giriyor. Obezite, kanser artıyor… Sağlık Bakanlığı bizim sektöre bir an evvel el atmalı çünkü hastalıkların başlangıcı burası. Diyetisyenler el atmalı. Mutlaka işbirliği olmalı” dedi.

Mayıs ayından itibaren Lokantacılar Odası Başkanlığı yapan Eskişehir cemiyet hayatının tanınmış ismi Bahar Bilen ile baştan aşağı değiştirdiği, yenilediği Oda’da buluştuk. Her yer pırıl pırıl, her yer ışıl ışıl… Bahar Abi’nin elinin değdiği belli oluyor. 40 yıldır kullanılan ‘yorgun’ bina bambaşka bir yer olmuş. Girişte sizi ‘Vefa Duvarı’ karşılıyor. Bilen, ilk iş olarak geçmiş dönemde Oda’da görevli başkanların fotoğrafları için bir köşe yapmış. Ve farkını ortaya koyarak yönetimlerde görev alanların isimlerini de eklemiş. Fiziki değişimleri bir kenara bırakıp Bilen ile sohbete geçelim…

30 YILDIR SEKTÖRÜN İÇİNDEYİM

Bilen, “1989’da Bulgaristan’dan geldim, yaklaşık 30 yıldır sektörün içindeyim. Babam da lokantacıydı” diyerek anlatmaya başladı. Bilen, şöyle konuştu: “Önceki dönemde yönetim kurulu üyesiydim. Federasyon üyesiydim aynı zamanda. Başkan olmayan tek federasyon üyesiydim. Genelde birlik ve oda başkanları orada görev yapıyor. Seçimde meslektaşlarım bana şans verdi. Önce tüzüğü inceledim. Başkan neler yapar, yönetim kurulu neler yapar… Yetkimiz nedir? Önceki dönemlerde sınava ve kurs konusunda cesaret edilememiş. Binanın fiziki koşulları kötüydü. Sağ olsun bizden öncekiler satın almış, mülkiyeti bize ait. Buranın fiziki şartları yenileyip devam ettik. Yaklaşık 40 yıldır binamız burada. Oda 1955’te kurulmuş. Önce dernek sonra oda oluyor.”

TABANDAN TAVANA HER ŞEY DEĞİŞTİ

Bilen, Oda’daki değişim şu sözlerle anlattı: “Tabandan tavana her şeyi, tesisatları, mobilyalara, elektronik eşyaları hepsini yeniledik. Daha kaliteli hizmet için değişim yaptık. Buradan başladık… Federasyon’da edindiğim tecrübeleri aktarmak istedim. Tüzükte bize sınav yetkisi verilmiş. Bizim en büyük sıkıntımız eğitimsizlik. Genelde babadan oğula geçiyor bizim iş. Dededen toruna diye yazılır dükkâna… İş yeri de iyi kazanıyorsa diploma pek ihtiyaç olarak görülmemiş. Önümüzdeki günlerde zorunla hale gelecek. Ki zorunlu hale gelmeli. Çıraklık Eğitim Merkezi yılda iki kez sınav açıyor ama yetersiz kalıyor. Saat ve günleri de uygunsuz oluyor. İş saati kimse dükkânını kapatıp gidemiyor. Yakın gelecekte sertifikası olmayan çalışamayacak. Zorunlu hale gelmeli çünkü söz konusu olan insan sağlığıdır.”
SAĞLIK BAKANLIĞI BU İŞE EL ATMALI

Bilen, “Yıllar sonra doktorlara kucak dolusu paralar veriyoruz. Sağlığımızı yeniden kazanmak için… Biz Tarım Bakanlığına bağlıyız ama Sağlık Bakanlığı bu işe el atmalı. Doğru düzgün denetim de olmuyor. Yemekler kontrol edilmiyor. Bunları her oda başkanından duyamazsınız. En büyük sıkıntımız fiyat tarifesi verirken tavan fiyatı vermemiz. Serbest piyasa ekonomisinde tavan fiyatı olmamalı. Taban fiyat olmalı. Şimdi taban fiyatı serbest bırakıp tavan fiyatı getirmişler. Kira bedeli düşük bir yerdeki işletmeye de aynı tarifeyi veriyorum kentin merkezindeki işletmeye de aynı tarifeyi veriyorum. Çelişki burada… Birinin kirası iki bin, diğerinin 20 bin lira. Sıkıntı burada. Taban fiyatı olmaması da sıkıntı. Her şeyin bir maliyeti vardır. Adam maliyetin altında satıyor. Kimse sormuyor, nasıl satıyorsun? Nereden buldun, kara para mı aklıyorsun, çaldın mı diye kimse sormuyor” dedi.

İŞİ BOZULAN ‘ŞURAYA Bİ LOKANTA AÇAYIM’ DİYOR

Bilen, “Böyle olunca işini layığıyla yapan esnaf da alternatif gıda ürünleri arayışına geçiyor. Yani ucuz yağ, ucuz un, ucuz et… Bu da insan sağlığına zarar veriyor. Ben ‘üç liraya, dört liraya çorba olmaz’ diyorum. Paça çorbayı dört lira veriyorlar… Bir paça çorba sekiz saat on saat kaynıyor. Kolay değil… Dört liraya satılır mı? Bunun bir maliyeti var. Son zamanlarda inşaat sektörü bozuldu. İşi bozulan müteahhit arkadaşlar veya başkaları da ‘günlük sıcak para dönüyor, şuraya bi lokanta açayım’ diyenler türedi. Veya emekli oluyor ve ‘emekliliği mutlu mesut nasıl yaşarım’ demiyor. Tazminatla nasıl bir iş çeviririm hesabı yapılıyor. Akla ilk gelen lokanta açmak oluyor. Parmak hesabı bilmeden bu işe girenler var. İlk altı ayda kendisini batırıyor sonra toptancılara zarar veriyor. Sonra kapatıp gidiyor…” diye konuştu.

DÜKKÂNI KAPATMADIĞI ZAMAN BAŞARILI

Üye sayısının arttığını ifade eden Bilen, “Ticaret Odası’na kayıt için ustalık belgesi istenmiyordu. Çiğköfte dükkânı olan bile Ticaret Odası’na üye oldu. Esnaf odalarının üye sayısı düşmeye başladı. Esnaf odaları ustalık belgesi istiyordu. Bu kural geçen sene değişti. Ticaret Odası’na kayıt için ustalık belgesi istenmeye başlandı. 650’den 900’e çıktı. Tekrar ait oldukları yere gelmeye başladı arkadaşlar. Açma-kapamalar hemen hemen aynı oranda… Dükkân devretmeler çoğaldı. Üç dükkân açılıyor, iki kapanıyor… Yıllık 300 lira aidat alıyoruz. İlk kayıtta 350 lira alıyoruz. Eskişehir’de üç binin üzerinde ‘lokantacı’ var. Ama bunların içinde çiğköfteci, tostçu, tantuniciler de var… Şu anda esnaf para kazanmıyor. Sebze fiyatları aldı başını gitti. Et de öyle… İnsanlar dükkânı kapatmadığı zaman kendini başarılı sayıyor. İşçi maaşını ve kira parası ödediği zaman kendini başarılı sayıyor. Böyle bir dönemden geçiyoruz” dedi.

BİRİ ARTIK BUNA DUR DEMELİ

Bilen, “Hoyratça çoğalıyoruz, mantar gibi her yer dükkân oldu. Biri artık buna dur demeli. Bunun Türkiye’de örneği var. Bolu Lokantacılar Odası ve belediye karar aldılar. Oda’dan onay almayınca lokanta açma izni verilmiyor. Aynı cinsten lokantalar arasında belli mesafeler olmalı. Tıpkı eczanelerde ve taksi durakları uygulamasında olduğu gibi… Ama bizde ‘vatandaş ucuz yesin’ mantığı var. Öyle olunca az önce söylediğimiz gibi alternatif ürünlere yönelme oluyor ve insan sağlığı tehlikeye giriyor. Obezite, kanser artıyor. Sağlık Bakanlığı bizim sektöre bir an evvel el atmalı çünkü hastalıkların başlangıcı burası. Diyetisyenler el atmalı. İşbirliği olmalı. Sadece kontrol edecek. Para yatırmayacak… Sağlıklı beslenmeden başlamalı. Eğitimli olmalıyız… İki bakanlık mutlaka bir araya gelmeli” dedi.

LOKANTACILAR ODASI’NA OLDUĞUNU HİSSETTİRDİK

“Üçüncü kursu açacağız. Kurslarımız ilgi görüyor. Yazılı ve uygulamalı sınavlar oluyor. Başarılı olanlara diploma veriliyor” diyen Bilen, paketçilerin sorunlarına dair zabıtalarla görüşeceklerini kaydetti.

Bilen “Oda ve üyeler arasında bir bağ oluştu. Bu bağı daha da artıracağız. Göreve geldiğimiz sekiz ay içinde Eskişehir’de Lokantacılar Odası’na olduğunu hissettirdik. Üyeye nasıl hizmet edilir bunu göstermeye başladık. Oda’ya gelen başkanı görmek istiyor. Dükkânına çağıranlar var, arayanlar var. Bölge temsilcilikleri oluşturduk. Sosyal medyayı çok iyi kullanıyoruz. Watsap gruplarımızı kurduk. İletişimi artırıyoruz. Esnaf birbirini tanımaya, selam vermeye başladı. Önceden rakip görme durumu vardı. Yedi sekiz ayda kimse kimseye rakip değil. Herkes işini yapıyor. Hizmette rekabet olacak. Birçok yerde fiyat geçişleri ortak kararla alındı” dedi.
 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>